9 Temmuz 2016 Cumartesi

4

Suits


Bugün size yine bir dizi anlatacağım. Aslında çok uzun zamandır yazmak istiyordum. Hatta bir iki bölümü hakkında blogda yazısını yazdım. Dedim artık vakti geldi, Suits'i paylaşayım.

(Dizinin House M.D'ye benzetilmesi hakkında konuştum. Direkt Suits'in konusuna gitmek için bu iki paragrafı atlayabilirsiniz.)
Diziden önce farklı bir konuya gireyim. Fark ettiyseniz dizi dünyasında bir jargon gelişti. "X'çilerin House'u" gibi ve bunun türevleri. En sevdiğim dizi House olduğundan değil, sevmiyorum bu kullanımı. Zaten dünyada söylenmeyen şey, işlenilmeyen konu, yapılmayan benzetme kalmadı. Bu tür karakterler çıktı, çıkacak. Özgün olanı, yani sadece esinleneni, izletir kendini. Kaldı ki House'da Sherlock Holmes'den esinlenilerek oluşturulmuş bir karakter. Bunda bir sakınca yok. (Ay ne kinlenmişim yalnız.) Aslında ben bu şekilde pazar edilmesine sinirliyim. Ayrıca House çakması karakterlere de sinirliyim ama bu başka bir yazının konusu. Her neyse. Varmak istediğim konu şu: Suits için de "Hukukçuların House'u" gibi bir servis edilme oldu. Ben buna katılıyor muyum? Evet, doğru olabilir.

 Eee yukarıda söylediklerin neydi, bu ne derseniz, bekleyin açıklıyorum. Aaa küfür etmeyin lütfen ^.^  Eğer House izlemişseniz (daha da önemlisi sevmişseniz) dizinin işleyişinden dolayı yer yer House'u anımsayacaksınız. Karakterlerin muhteşem zeki olması, hep farklı bir davanın işlenmesi ancak arka planda asıl karakter(ler)in geçmişinin ve geleceğinin işlenmesi benziyor. Yani mesela House'da her hafta farklı bir hasta görürken bir yandan da House'un Stacy ile yaşadıklarını nasıl verdilerse burada da Mike ve Harvey'nin yaşamları işleniyor.



Harvey Specter, New York'un en iyi closer'ı yani iş bitiricisidir. Bundan dolayı çalıştığı şirket olan Pearson Hardman'da senior partner (yani kıdemli ortak) olması çok zor olmamıştır. Sadece Harvard Hukuk'tan mezun olanların çalışabildiği Pearson Hardman'da, biri kıdemli ortak olmuşsa kendine bir yardımcı almasına yönelik bir gelenek vardır. Yani Harvey'nin akıl hocası olma vakti gelmiştir.

Mike ise çok zeki biridir. Hatta dahidir. Okuduğu bir şeyi asla unutmaz ve sayılarla da arası mükemmeldir. Harvard Hukuk'a kabul edilmiştir ancak çeşitli sebeplerden dolayı eğitimini yarıda kesmek zorunda kalmıştır. İnsanların yerine LSAT (Hukuk Fakültesi Giriş Sınavı diyebiliriz) sınavlarına girerek hayatını sürdürmektedir. Bu ciddi bir suç olsa da Mike için pek bir riski yoktur. En azından o dönem için yoktu.

Daha sonra babaannesinin hastane işleri için bir miktar paraya ihtiyacı olmuştur. Uyuşturucu satıcısı olan en yakın arkadaşıyla tek seferlik bir anlaşma yapmıştır. Kuryeliği o yapacaktır. Ancak yakalanma riskinin çok yüksek olduğunu bilmemektedir. (Arkadaşı da çok çakal anlayacağınız üzere). Bir otelde teslimatı yapacakken Sherlockvari çıkarımlarla polisten kaçmıştır. Bu sırada otelde Harvey, kendine yardımcı bulmak için iş görüşmeleri yapmakta, gelen adayları değerlendirmektedir. Biraz da Harvey'nin asistanı Donna sayesinde Harvey ve Mike tanışır. Mike orada hukuk bilgisiyle Harvey'i etkilemiş ve işi almıştır. Artık hayatını yola sokabilecektir.

Ertesi gün, Harvey Mike'ı kovmak zorunda kalsa da, Mike kıvrak zekâsıyla işine tutunmayı bilmiş, tam da Harvey'e yakışır bir yardımcı olduğunu kanıtlamıştır. Annesi ve babasının ölümünden dolayı avukat olmak isteyen Mike hayallerini gerçekleştirebilecektir. Ancak önlerinde kocccaaammmaaan bir engel vardır: Mike'ın Baro'ya kaydını bırak, hukuk diploması bile yoktur. Bu olayı sır olarak tutmak için ellerinden geleni yapacaklar bir yandan da en olmayacak davalara el atacaklardır.


Dizideki diğer karakterlere de değinmek istiyorum ancak hepsinin anlatmam çok uzun olur. Çünkü karakter skalası gerçekten çok iyi. Onun için artı olarak sadece Jessica'dan bahsedeceğim. Jessica Pearson. Evet, Pearson Hardman şirketinin Pearson ayağı bu kadın. Allahım öyle bir karakter ki, adeta bir asalet timsali. Yürüyüşü, giyimi, kendine güveni, her şeyiyle mükemmel! Zenci ve kadın olmasına rağmen hukuk dünyasında buralara gelebilmiş, olabildiğine güçlü, deneyimli bir karakter. Şimdi onu niye belirttin diyeceksiniz: Jessica, Amerika'daki pek çok 'beyaz' aileden daha iyi yaşam standartlarına sahip olmasına karşın kadın ve zenci olduğu için iş yaşamında ciddi anlamda bir dışlanma yaşamış. Ancak azmi ile nerelere gelmiş. Harvey'nin aşırı sadık olduğu bu kadının ağzından çıkan her kelime bir hayat dersi niteliğinde. En çok özendiğim noktası da, aşırı soğuk kanlı olması. Ne olursa olsun kendini kaybetmiyor, mantığıyla kararlar veriyor. Resmen evrilmek istediğim kadın.


Dizinin temposu çok iyi. Standardını koruyor, pek bir düşme gözlemlemiyorsunuz. Ayrıca, Amerikalıların en iyi yaptığı iş belki de bu: Cliffhangerlar çok sağlam. Bir de Aaron Sorkin'in çok yaptığı bir şey var (Bkz: The Newsroom), karakterler hızlı hızlı konuşur, olayların üstü çok açık değildir. Tam anlamıyla anlamak için iyice düşünmek, belki iki hatta üç kez izlemek gerekir. Tamam dizinin kreatörü (Aaron Korsh, aa ikisinin de aynı isimde olması iyi bir tesadüf olmuş^.^) Aaron Sorkin kadar bu işi ileri götürmüyor ancak o tarzı hissediyorsunuz. 

Anlayacağınız, çok iyi bir tempoya sahip bir dizi. Eğer başlamadıysanız, önünüzde harika bir 5 sezon var. 

Veee... Sürpriz, altıncı sezon 13 Temmuz'da geliyor. Bi' dakika ya... On üç mü temmuz! Allah'ım dizime kavuşmama resmen dört gün kalmış. Dur bakayım, 4. Dört. D Ö R T. Allaaaah benden mutlusu yok şimdi ^.^

Başka bir noktaya değinecek olursam, hukukun iç yüzünü çok iyi göstermiş. Ben yıllardır beni etkilemesin diye hukuksal hiçbir yapımı izlemezdim. Şimdi koyverdim gitti, izliyorum. Bu diziyi izlerken şunu farkedeceksiniz: Ya "Keşke bende wall street'te olsaydım, keşke ben de hukuk okusaydım" gibi bir laf edeceksiniz ya da "İyi ki hukuk okumamışım" diyeceksiniz. Evet bu ayrımı yaptıran bir dizi. (Ben ilk şıktan yanayım)


Ay ne çok konuştuuum, ne çok konuştum. İzninizle toparlayıp gidiyorum. Oyuncuların kimyasının çok iyi tuttuğu bir dizi bu. Ayaklı karizmaları göreceksiniz bu dizide, zenginliği, havalı olmayı. Bir de iş dünyasında dönen piyasayı, sadakati ve ihaneti. İyi kurguyu, iyi tempoyu, stilettoları, yelekli takım elbiseleri. İyi düzenlenmiş diyalogları, ahlak kavramının sorgusunu, arkadaşlığın ne demek olduğunu, çocukluk travmalarının insanı nasıl etkilediğini, modern insanın hayatta kalma sürecini. Valla her şey bir arada daha ne olsun ^.^

Ah bir de, izlerken, yapılan dizi - film göndermelerini kaçırmayınız lütfen ^^
Hatcik. 
Not: Evet, The Newsroom ve Aaron Sorkin ile ilgili uzun uzun yazmayı planlıyorum ;)
Not 2: Bir de suits'i, bu sezon, blüm bölüm yazsam mı? Ne dersiniz? ^^ 



4 yorum:

  1. Ah caanım dizi'm beni :) 13 Temmuzu iple çekiyorum diyebilirim. House izlememiş biri olarak sanırım Suits biter de boşluğa düşersem House izlemeye başlayacağım ^^'

    Bölüm bölüm yazma fikri süpermiş, sana katılabilirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooovv hemen başla bence House'a. O kadar güzel ki yıllardır bitmesin diye son sezonu izlemiyorum. o kadar kıyamıyorum yani ^^

      Bölüm işini düşünelim, beraber güzel olabilir :D

      Sil
  2. Diziyi izlemek için bir uygulamadan takip etmiştim fakat hiç fırsatım olmadı. Eğer ilk bölümlerini beğenirsem bir solukta 5 sezonu bile bitirebilirim. Anlatım için teşekkürler, elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şans verebilirsiniz bence. Yorum için ben teşekkür ederim :)

      Sil

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^