9 Haziran 2016 Perşembe

2

Kurmancan Datka: Dağların Kraliçesi

Merhabaaalaaaarr! Bugün bloguma misafir yazar aldım. Uzun zamandır kedinin ciğere baktığı gibi misafir yazar alan bloglara bakıyordum. Benim niye yok diye iç geçiriyordum. Daha sonra artık ısrarlarıma dayanamayan sevgili arkadaşım Burakcan benim için bir yazı yazdı. Kendisinin bloguna ve twitterına uğramayı unutmayın. Çok teşekkürler Burakcan! Şimdi yazısına geçelim öyleyse ^^ 



Kurmancan Datka ile alakalı Türkiye Türkçesi kaynaklar yok denecek kadar azdır. Bu yüzden Kırgız Türklerinin deyimiyle "Böyük Türk anası" ile alakalı malumatı daha çok Kırgız ve Azerbaycan Türkçesi kaynaklardan elde etmek durumundasınız.

Kurmacan Datka 1811 yılında Kırgızistan'ın Oş şehrinde bir çiftçi kızı olarak dünyaya gelir.Babası Kurmancan doğduğunda onu eşiyle birlikte dağlarda yaşayan bir evliyaya onların deyimiyle bir ak sakala götürür ve ey büyük evliya benim ne zaman bir erkek çocuğum olacak diye sorar. Bu soru karşısında ak sakal ise bu kız çocuğu nice erkek çocuğundan daha çok kabartacak senin göğsünü der. 17 yaşına geldiğinde ise Kurmancan kendisinden çok büyük olan Kul Seyit ile evlendirilir ama Kurmancan bu durumu kendine yediremez ve bir hafta sonra kocasını terk ederek baba evine geri döner.Bu olay o güne kadar Kırgız Türkleri arasında görülmemiş bir olaydı ama Kurmancan bununla da yetinmedi şeriat kurallarına göre taşlanarak öldürülecek olan bir çok kadını dik duruşuyla kurtarmayı başardı. Tabi ki bunu tek başına yapmıyordu. Bu yaptıkları Alay Kırgızlarının lideri olan Alimbek Datka'nın dikkatini çeker ve bir süre sonra Kurmancan Alimbek Datka ile evlenir. Kocasının isminden de anlaşılacağı gibi "Datka" bir unvan ve hükümdar anlamına geliyor. Kurmancan bey ile olan bu evlilikten sonra kadınları korumak için daha çok imkan buluyor.Bir nevi 1800'lü yıllardan Kırgız topraklarında bugünkü anlamıyla feminizmin öncüsü oluyor. Kocası siyasi olarak çok ön plana çıkınca zamanın hükümdarının planladığı bir suikasta kurban gidince ritüellere göre Alimbek'in oğlu veya kardeşi yeni Alay lideri olacakken hem oğlunun küçük olması hemde Kurmancan'ın öne çıkmış kişiliğinden dolayı Alayların yeni lideri Kurmancan olur ve datka unvanını burada alır.Kocasından devraldığı pasif yönetimi aktif bir hale getirmiş ve etrafında "batur" denilen savaşçı gençleri toplamaya başlamıştır.Kısa bir süre sonra emrine bağlı on bin kadar savaşçı olmuştur. Tabi o zamanlar hem Kırgız Hakanlığını oluşturan üç hanlık yani Hokand, Hive ve Buhara Hanlıklarının birbirleriyle anlaşmazlık içinde olması hemde Rusların yavaş yavaş yerel yönetimleri silah zoruyla kendine bağladığı dönemlerdir ama Kurmancan Datka'nın başında bulunduğu Alaylar bu Rus yönetimini kabul etmez ve yıllarca vur kaç taktikleriyle Ruslara karşı direnir.Bu direniş neticesinde Kurmancan Ruslar arasında "Alay Çariçesi" olarak nam salar.Ama tabi ki bir avuç Alay Türk'ünün koskoca Rus Çarlığı'na uzun süre direnmesi mümkün değildir. İşte tam bu noktada, Kurmancan’ın siyasi yetenekleri ön plana çıkıyor. Çünkü, kadın lider, üstün Rus birlikleriyle savaşa girip halkını kırdırmak yerine, işgal güçlerinin komutanıyla uzlaşıp, barış içinde yaşama yolunu seçmiş ve General Skobelev ile bir anlaşma yaparak halkını güvence altına almış. 1907 yılında ölünceye kadar, tam 30 yıl Alay halkının başında kalan Kurmancan, Alay Kırgızlarının işgalden en az zarar görmelerini, daha kolay ve onurlu bir yaşam sürdürmelerini sağlar.

İşte hayat öyküsü bu kadar başarı dolu olan ve Batı dünyasının yüzyıllar sonra gündemine gelen kadını 1800lerde savunmuş ve dediğimiz gibi zamanın feminist bir lideri haline gelmiş Kurmancan Datka'yı geçte olsa gündeme getiren ve tanıtan "Kurmancan Datka:Dağların Kraliçesi" filmi 2014'ün aralık ayında Türkiye'de vizyona girdi. Filmin bir diğer özelliği ise bir buçuk milyon dolarlık bütçesiyle Kırgız sinemasının en büyük filmi olmasıdır. Ama maalesef gereken ilgiyi görememiştir.Filmin bitiş diyaloğu ise tarihe düşülmüş belikide en önemli nottur. Şöyle ki Ruslar Alay Hanlığına gelerek fotoğraf çekmek ve onları kayıt altına almak isterler son bir film kalmıştır ve bu filmle Kurmancan Datka'yı çeken Rus asker "Son film bu kadına kısmetmiş.O tarihe geçecek" der. Diğer asker ise "Bu kadının kendisi tarih.Eğer bu gün tarihe geçerse bizde onun sayesinde tarihe geçmiş oluruz.Sırf bu fotoğraf için" der.

Evet çok haklı bir cümle KURMANCAN DATKA BAŞLI BAŞINA BİR TARİHTİR.
Dip Not: Bu sözü söyledikten sonra Kurmancan Datka bu askerin adını öğrenir ve onun bahtı çok açık ona büyük talih gelecek der. O asker Karl Mannerheim'di. Sonraları mareşal oldu ve daha da sonra Finlandiya'nın ilk Cumhurbaşkanı.

İşte çekilen o son fotoğraf

                                                             Filmin tamamı için 



2 yorum:

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^