22 Haziran 2016 Çarşamba

4

Önerdiğim Korku Filmleri: The Others ve The Haunting in Connecticut

Korku filmlerini sever misiniz? Ben severim ancak bu türe ait kaliteli yapım bulmak zor. Belli temalar üzerinde aynı senaryoların işlendiği filmleri izleyip duruyoruz hep. Ben artık korku filmlerinde pek de orijinallik aramıyorum. Temanın iyi işlenip işlenmediğine bakıyorum desem yalan olmaz. Öyleyse geçelim benim sevdiğim korku filmlerine. Belki bunu seri yaparım. (Yapmam ama yapabilirim de. Neyse görüciiiz)

The Others
Bunu çok büyük ihtimalle izlemişsinizdir zaten. Korku filminin klasikleri arasında yer alıyor dersek kesinlikle yanlış olmaz. Aslında ben 'gerilim' türüne daha çok ait olduğunu düşünsem de bu yazıda yer almayı kesinlikle hak ediyor.

Konusu ise şöyle: II. Dünya Savaşı'nın olduğu yıllarda, Grace adında bir kadın, büyük bir malikânede yaşamaktadır. Grace'in iki çocuğu vardır ve bu çocukların ışığa alerjisi olduğu için (ancak böyle tanımlayabildim.) asla Güneş'e çıkamamaktadırlar. Bundan dolayı evde perdeler sımsıkı kapalı, mumlar belli bir derecede yanmaktadır.

Grace'in kocası savaşa gitmiştir ve haber alınamamıştır. Migreni olan ve sürekli loş ışık altında yaşayan Grace'in sinirleri aşırı yıpranmış durumdadır. Hizmetçileri de kaçmıştır ve yeni çalışanlar aramaktadır. Bunun üzerine gazeteye ilan yollar ve bir yaşlı kadın, bir yaşlı adam ve dilsiz bir kızı işe alır.

Ancak öğrenir ki, gazeteye verdiği ilan posta kutusundan gitmemiştir bile. Bu insanlar bu işi nereden öğrenmişlerdi? Bunun yanı sıra Grace'in kızı evde bir hayalet olduğuna inanmaktadır ancak Grace bunu hiç mi hiç önemsemez. Bir de evin bulunduğu çevreyi öyle bir sis basmıştır ki, Grace kasabayla olan irtibatı kopmuş haldedir, bilhassa pederle. Bu durum Grace'in sinirlerini iyice zorlayacaktır.

 

Spoiler vermeden biraz daha detaya gireceğim. Çocuklarından kız olanı annesinden korkmakla beraber biraz kin duyuyor. Bunun sebebini anlayamıyorsunuz, film bitinceye kadar anlamayacaksınız da zaten. Bir şeyleri çözmeye başlıyorsunuz, sürekli migren ilacı alan Grace bir süre sonra delirtilmeye çalışıldığına inanıp (Hayır Shutter Island vakası değil) haplarını almıyor misal. Yani demek istediğim şu: Evet bir olay dönüp durmakta ama anlayamıyorsunuz. Siz anlamadığınız gibi karakter de anlamıyor. Yani klasik lanetli ev teması öyle bir evriliyor ki, film bitiminde ağzınız açık kalıyor. 

Filmin bir de dönem filmi olma özelliği de var tabii. Dönem filmi sevenlerin de ilgisini çekeceğini düşünüyorum. O kıyafetler, o koccamaaann ev, o yüksek tavanlar... Hem sadece II. Dünya Savaşını da görmüyorsunuz. Azıcık da olsa üç kuşağa göz atabileceksiniz. Bir dakika ya? Üç mü kuşak?! Evet, işler karışacak demiştim.


Filmin yönetmenliğini ve yazarlığını Alejandro Amenabar, yapımcığını ise Tom Cruise yapmış. Tom Cruise'u tebrik etmek lazım sağlam hikaye yakalamış. Ve... Evet, Nicole Kidman bir harikaydı. Gerçekten şukusunu vermek lazım filmin her saniyesinde çok çok iyiydi.

Özetle, 'öteki' kavramını sorgulatan bir film. Kim o 'ötekiler'? Evet yaptıkları metafor bayağı insanda iz bırakacak türden. Bu arada filmden korkmayacaksınız. Yani, filmin sonunda ters köşe olduğunuzda lanetli evlere olan bakış açınız değişebilir, benden söylemesi ^.^


The Haunting in Connecticut

Evet evet. Konusunun yine de çok bir çarpıcılığı yok farkındayım. Türkçeye Lanetli Ev diye çevrilen zibilyon tane filmden biri. Ancak, bu blogta yer aldığına göre en azından benim için bir farkı olmalı dimi? Evet! Önce bir konusundan bahsedeyim neden sevdiğime geliriz.

Film 1987 yılında geçiyor. Matt'e kanser teşhisi konduğundan ötürü Campell ailesi zor zamanlar geçirmektedir. Üstelik evleri hastaneye çok uzaktır ve tedavi süresince bu yol Matt'i daha da çok yormaktadır. Ancak evleri zaten ipotek altındadır ve hastaneye yakın ikinci bir evin tutulması gibi bir mümkün gözükmemektedir.

Daha sonra çeşitli olaylar sonucunda ucuz bir ev bulurlar ve taşınırlar. Ancak gayet büyük ve güzel olan bu ev neden bu kadar ucuzdur? Tabii ki evin kötü bir yanı olmasından dolayı.

Taşındıktan sonra herkes kendine bir oda seçmiştir. Matt de bodrum katını almıştır kendisine. Malum, tedavilerden ötürü sürekli kusmaktadır ve bodrumun kendine ait lavabosu bulunmakta. Ailesinin sürekli, kustuğunu görmemesi için burada kalmaya karar verir. Ancak bodrumun açılmayan bir kapısı vardır ve diğer odada ne olduğu bilinmemektedir. Zaten pek yakında ortaya çıkacaktır. ^^

Her neyse, çok dallandırıp budaklandırmadan esas noktaya geleyim. Ev, eskiden cenaze evidir. Burada ölülere ulaşmak için pek çok canice şey yapılmıştır. Matt de ölüme çok yaklaşmış bir insan olduğu için bir takım şeyler görmeye başlamıştır. Bunları çözecektir de.


Konuyu olabildiğince üstü kapalı anlattım. İzlerseniz atladığım peeek çok şey olduğunu göreceksiniz. Hatta ben filmi hakkında hiçbir şey bilmeden izlemiştim, böyle olduğuna da çok memnunum. Şimdi filmde pek çok klişe sahne göreceksiniz. Ancak ben bu klişelerin iyi işlenildiği kanısındayım. Evet, lanetli ev temasını işliyor, belki aşırı merak etmiyorsunuz ama bir yerde öyle bir yere bağlanıyor ki, ben "vay be!" demiştim. 

Bu arada hastane sahneleri, beni çok etkiledi. Yani Matt'in sahnelerini gerçekten başarılı buldum. O sanrılar, gerçek mi rüya mı ayırt edememeler, flashbackler, güzeldi gerçekten. 


Değinmeden geçemedim: Eğer astral seyahat, plazma, ölülerle iletişim kurma gibi konulara meraklıysanız, yani bu temaları filmlerde görmeyi seviyorsanız, bu gerçekten size keyifli zaman geçirtecek bir film. 

Biraz daha ilgi çekici kısmından bahsedeyim. Filmin 'Based on the True Story" olduğu söyleniyor yani gerçek bir olaydan esinlenildiği. Gerçi izlediğim korku filmlerinin pek çoğunda bu geçiyor. Ben de üşenmeyip araştırıyorum. Bunu da araştırdım tabii ki. Evet, iddialar baya yaygın. Ev sahiplerinin röportajları falan var. Daha da ilginci ise şu: Ed ve Lorraine Warren çiftini duydunuz mu hiç? Hani ünlü demonolojist ve medyum olan, pek çok paranormal olayı araştıran ve çözüm bulmaya çalışan çift. En son The Conjuring filminde baya ünlendiler. İşte bu ev de, bu çiftin elinden geçmiş. Bu tarz şeyler bana gerçekten ilginç geliyor da ^^ 

Sonuç olarak: Korku filmi seviyorsanız, klişe ancak klişelerin iyi işlendiği, güzel bir kurguya sahip, film maratonunuzun içine sıkıştırabileceğiniz türden bir film. 

Normalde buraya iki film daha yazacaktım ancak şu an çok üşendim. Resmen yazının başıyla sonu ayrı oynuyor asdfghjklj Hem uzun da oldu sizi de sıkmak istemedim. Onları da başka bir postta yayınlarım artık. Öyleyse esenlikle kalın ^^
Hatcik









4 yorum:

  1. others ı izlemiştim, korkunç değil de çok gerilimli gelmişti bana, güzeldi. ötekini izlemedim ona da bakayım =) teşekkürler =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet evet, bence de gerilim ama imdb'nin kategorilemesine sadık kaldım diyelim :D Keyifli seyirler ^^

      Sil
  2. Bu ara çok çizgi roman hakkında yazıyosun şikayetimiz yok ama film yazıları da bekleriz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yoğun bir dönemden geçiyorum, yazılar çizgi kafe'ye gidiyor olmasa onları da yazmam ahsjdjdjdhs şaka bir yana "Dönem Filmleri" dosyası oluşturmak istiyorum. Umarım hayaller /hayatlar durumuna düşmem ^^

      Sil

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^