3 Temmuz 2016 Pazar

0

Bazen Bazı Filmler

Bazı filmler hakkında kısa kısa size bahsetmeye geldim. Şu girizgâhı geçip direkt konumuza giriyorum. ^^


The Witch: 2015 yapımı korku ve gizem türünde bir film. Konusu ise kısaca şöyle: 1630'larda New England'da, Hristiyan geleneklerine aşırı bağlı bir şekilde yaşayan bir ailenin, cadılık ve kara büyü yüzünden yok olmasını anlatıyor. 

Benim yorumumsa şöyle: Cadı temasının işlendiği ilginç bir film olmuş. Ancak şunu söylemeliyim ki: Kesinlikle herkese hitap etmeyen türden. Bu filmi ya seversiniz ya nefret edersiniz, ortası yok. Kime hitap eder kime etmez? Cadı temasını sevenlere öneririm. Ancak buna bir ilginiz yoksa yani 'Salem Cadı Mahkemeleri' gibi bir kavramdan bihaberseniz, kuvvetle muhtemel size göre değil. Ben cadı temasını çok sevdiğimden ve çok ilgi duyduğumdan ilginç geldi. Güzel işlenmiş. Ancak yer yer çok sıkıldığımı söylemem gerek. Çocuk oyuncular başarılıydı.



Ashby: Yine 2015 yapımı bir film. Romantik, Komedi, Drama türlerinin içinde. Kısaca konusu: Ed yeni taşındığı mahallesinde, ödevinden dolayı Ashby diye biriyle tanışır. Kendisinden yaşça büyük olan bu adamla zamanla arkadaşlıkları artacaktır. Ancak Ashby eski bir CIA suikastçisidir. Ed, Ashby'nin geçmişini sorgulamasına sebep olacaktır.

Yorumum ise: Zaman geçirmelik bir film, fena değil ancak fazlası da değil. Klişelerle dolu ancak gençlik filmi kısmı izleniyor. Emma Roberts her zamanki gibi tatlıydı. Sarah Silverman ise eh işte. Nat Wolff'u Stuck in Love'da da beğenmiştim burada da iyi. Yazın gidebilecek bir film.


Her Şey Aşktan: Sinemasına gitmiştim, IMDb watchlist'im de görmüşken yazayım. Beni buna götüren kuzenime yeterince saydırdım. Önermem. Ama baş roldeki çocuk tatlıydı. Hande Doğandemir önceden daha iyiydi sanki. Bu filmde çok da bir numarasını göremedim. Gerçi ben filmi sevmedim, Hande ile bir ilgisi yok yani. 


The Intern: 2015 Filmi. Komedi ve drama türlerinin içinde. Konusu: Jules online satış yapan bir alışveriş sitesinin kurucusu başarılı bir kadındır. Ben Whittaker ise dul ve emekli bir adamdır. Jules'un şirketinde başlattığı yaşlılar için staj programına katılmaya karar verir. Git gide Jules'un akıl hocası olacaktır.

Valla ben filmi sevdim. Anne Hathaway'i severim, Robert De Niro'yu ayrı severim. Kanepede yayılıp izlenecek türden bir film. Her filmin düşündürmesi ve her sahnesinde metafor bulundurması gerekmiyor sonuçta. Arada böyle filmler izlemek lazım. Biraz ilham da veriyor. Sevimli şık bir film olmuş. The Devil Wears Prada'yı hatırlattı biraz. ^^ Özlemişim onu da. 


Just Friends: 2005 yapımı bir romantik komedi. Konusu: Chris çeşitli olaylar sonucunda Noel tatilini evinde geçirmek zorunda kalmıştır. Yıllardır eski mahallesine uğramayan Chris için bu tatil geçmişini hatırlamasına sebep olacaktır. Önceden aşırı şişman olan ancak şimdi epey yakışıklı ve düzgün bir iş sahibi olan Chris, eski arkadaşlarını da şaşırtacaktır.

Klasik hayatını yoluna koyma, yeni bir sayfa açma türünü işleyen bir romantik komedi. Fena değil, Vakit geçirtiyor. Chris'in kardeşiyle olan sahneleri güldürdü. Çok bir şey beklemeden izlemek lazım. Bazen sıksa da hoş bir film. İzlenir. 


13 Going On 30: 2004 yılında çıkmış romantik komedi türünde bir film. Konusu: Jenna doğum gününde bir dilek dilemiştir. Gözlerini açtığında 30 yaşında olmak. Bu dileği gerçekleşmiştir ancak 30 yaşının Jenna'sı pek de hoşlanılacak bir Jenna değildir. Ailesiyle görüşmeyen, çıkarcı ve yalancı bir Jenna'ya dönüşmüştür çünkü. Bunu düzeltmeye çalışacaktır.

Çocukken izleyip sevmiştim. Şimdi izleyince çok şey olmadı açıkçası. (Doğal olarak) Ama 'ne dilediğine dikkat et' ve 'hayatı sıfırlama' temalı filmleri seviyorsanız hoş vakit geçirtebilir. Jennifer Garner çok güzel ama abartılı bir oyunculuğu var sanki. Mark Ruffalo her zamanki gibi. 


Liberal Arts: 2012 yapımı komedi ve drama türlerinin içinde olan bir film. Otuz küsür (tam hatırlayamadım yaşını) yaşında olan Jesse, profesörünün emeklilik partisi için üniversitesine dönecektir. Burada Zibby isimli üniversite öğrencisi olan bir kızla tanışacaktır. Aralarındaki yaş farkına rağmen pek çok ortak noktası bulunan bu ikili  iletişimlerini devam ettirecektir. Bu ikisi için de farklı bir deneyim olacaktır.

Film beklemediğiniz bir yere gidiyor ancak durağan. Vermek istediği bir nokta var ancak bunu size katarabiliyor mu aktaramıyor mu belli değil. Josh Radnor klasik Josh Radnor. Filmde geçen bazı diyaloglar gerçekten güzel. İyi bir film değil belki ancak bende tekrar izleme isteği uyandırdı. Hatta gideyim şimdi izleyeyim. Son fikirlerime göre editlerim burayı ;)

Esenlikle kalın. 
Hatcik



0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^