1 Nisan 2017 Cumartesi

0

Black Swan

Bazı filmleri birkaç kez izledikten sonra sevebiliyorum. Hayır, Black Swan onlardan biri değil. Çünkü hâlâ sevmiyorum. Ancak bu filmin iyi olmasını engellemiyor; bilhassa oldukça kişisel sebeplerden sevemiyorum.

Black Swan, 2010 çıkışlı bir Darren Aronofsky filmi. Ya da modern zaman eleştirisi. Yahut insanoğlunun sahip olduğu en belli güdülerden birinin dışa vurumu. İstediğiniz tanımı kabul edebilirsiniz, hiçbiri yanlış olmaz.

Thomas Leroy, Tchaikovsky'nin Swan Lake'ini yeniden yorumlayacaktır. Siyah ve Beyaz Kuğu, aynı kiş tarafından oynanacaktır. Bunun üzerine Nina, rolü alacak ancak bundan sonrası onun için pek de hayırlı olmayacaktır. Filmde derin psikolojik durumlara inilecek, mükemmeliyetçi Nina'nın Beyaz Kuğu'dan, Siyah Kuğu'ya dönüşümü ele alınacaktır.

Günümüz modern insanının propagandası gibi "mükemmelliyetçilik". Herkes kendini bir şekilde böyle tanımlamanın peşinde, ancak gerçek mükemmelliyetçilik gerçekten de iyi bir şey mi? İşte Aronofsky tam da bunu irdeliyor. 

Nina, tekniği mükemmel bir balerin. Ancak tam bir kontrol manyağı. Bulimik ve farkında olmadan kendine zarar veriyor. Anladığınız üzere bir şeyler kendi yönetiminin dışına çıktığı an o kontrolü devralıyor; en azından vücudunu kontrol ediyor. Altından kalkamayacağı bir duygu durumu mu var, kus gitsin. İçindekiler sifonla birlikte gittiğinde beynindekiler de gider belki. Tabii bu Nina'nın yaşadığı problemlerden sadece biri, hatta Nina öyle şeyler yaşıyor ki, Aronofsky bunun üzerinde durmamış bile. Karakterizasyonun olmazsa olmaz özelliklerinden olduğundan, anlatacak pek çok şeyi de bulunduğun görmek isteyene bırakmış burayı. Olsun, ben anladım Nina'yı. 



Bir de ebeveyn faktörü vardır Nina'nın hayatında. Başarıyla mutlu olan ebeveyn tipi. Bu tarz anne - babalar için, çocuğun nasıl yaşadığının, neye inandığının pek de bir önemi yoktur. Sadece ama sadece başarı mutlu eder onları. Ya da tatmin. İkisi aynı şey değil ve bu ebeveynlerin mutlu olduğu da pek görülmez. Konumuzun dışında ama bu çocuklar es kaza inançlı filan olurlarsa tuhaf da karşılanırlar, "ama sen pek öyle bir tip değilsin" diye. Neyse bu yazı bir denemeye dönmeden filme geri dönüyorum.

Aronofsky'nin çekim teknikleri de gayet güzel. Sürekli Nina'nın boynunun arkasından görüyoruz dünyayı, o balerin topuzu her zaman mükemmel. İşte filmin sonunda balerin topuzu da dağılıyor, Nina da dağılıyor. Nina'nın düşüşü kesinleşiyor, artık geri dönüş olmuyor. Her şey kontrolden çıkıyor.

Kişilik çatışması, sanat camiası, depresyon, hırs, her şeye giydirilmiş filmde. Söz gelimi "formal" (iğrenç bir kelime evet) diye tabir edilen mesleklerden sanata, bir yarış içinde olduğumuz, modern zaman toplumunu her şeyiyle eleştiriliyor filmde. 

Film mükemmel değil, ancak metaforlarıyla, depresyonun işleniş biçimiyle, şizofreninin işlenişi, Nina'nın paranoyaklaşması, her şeyiyle çok gerçekti. Yalnız sadece görsel olarak hayal görmesini değil, sesler duymasını da beklerdim. 



Velhasıl kelam, beyaz ve siyah kuğu dolayısıyla pek çok kavrama ilişilmiş, Nina'nın düşüşünü çok iyi aktarmış filmdir. Gerçi düşüş olarak adlandırmak da olmuyor; Nina'nın ölüyor olması (Ooppss, spoiler verdim) gerçekten umurunda değildi, çünkü o an o "mükemmeldi". Siyah kuğuya dönüşebilmişti, içindekileri dışarı vurabilmişti, adımlarını kontrol etmesine gerek yoktu, çünkü koreografisi "mükemmeldi". Duyguları ve adımları senkronizeydi artık, Nina'nın yapabileceği bir şey kalmamıştı. Kendini tüketmişti. 

İyi film iyi. Empati kurabildiklerimden.


Bu arada filmin '97 yapımı anime olan Perfect Blue'dan etkilenmiş olduğu söyleniyor. Daha önce blogumda da yazmıştım Perfect Blue'yu: https://haticehayal.blogspot.com.tr/2016/06/perfect-blue-pafekuto-buru.html

Satoshi Kon gerçekten ilginç bir isim; nice otakular tanıdı bu gözler Satoshi Kon'un ismini duymayan, nice animeyle uzaktan yakından alakası olamayan insanlar tanıdım "O film Perfect Blue'dan uyarlamaya yeaa" diyen. Gerçekten ilginç bir durum.

Ha bana sorarsanız birkaç sahnede etkileşim olmuş olabilir ama fazlası pek değil. 

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^