9 Nisan 2017 Pazar

1

Batman #16 - 20: I am Bane



Yayınlandığı Tarih: 01.02.2017 - 05.04.2017
İçerdiği Sayılar: Batman #16 - 20
Hikaye: I am Bane
Yazar:Tom King
Çizer: David Finch
Yayıncı: DC Comics

Bane'i I am Suicide'da görmüştük. Sağolsun Tom King psikolojik göndermelerden gönderme beğendirmiş, Freud denizinde yüzdürmüştü. Daha sonra I am Bane'e geçilmedi, iki sayılık bir geçiş hikâyesi yayınlandı, burada da Catwoman'ın cinayetlerinin arka planını öğrenmiştik. Şimdi odak noktası, Bane'de! Yarasayı Kıran Adam olmak kolay değil tabii, öyle bir arc yeterli gelmiyor. Psycho-Pirate ile kendini "temizlediğine" inanan Bane, bu sefer de Batman'in oluşturduğu timden, Catwoman tarafından kırıldı. Hem ruhani hem de fiziksel olarak kırılan Bane, Venom'a geri döndü ve de Batman'in peşinde.

Hikayeyi okuyanlar bu kısmı atlayabilir.


Spoiler Bölgesi

Psycho-Pirate, Arkham Asylum'da tutuluyor. Bane oldukça yaklaşmış durumda, Arkham'a adam sokabilmiş. Durumun ciddiyetinde olan Bruce, Yarasa Ailesi'ni topluyor. Onlara Bane'in Gotham'a geldiğini söylüyor. Ancak Claire'ın iyileşebilmesi için beş güne, yani beş seansa ihtiyacı var. Bruce, bizimkilere bu işten uzak durmalarını söylüyor ve o gece Claire'ı Arkham'a götürmek için kızı Batcave'e indiriyor ki ne görsün: Damian, Dick ve Jason asılmış. Üzerlerinde de "I am Bane" yazıyor hem de.

Tabii ki ölmemişler, Batman üçünü alıp, Fortress of Solitude'a götürüp uyur vaziyette Superman'e emanet ediyor. İkinci günde Alfred, Jeremiah Arkham'ın kılığına girerek, Claire'ı içeri sokuyor ve ikinci seans da gerçekleşiyor. Bu arada yıkık yetimhanenin orada, kılık değiştirmiş Selina'yı ve Bane'in yaveri Bird'ü görüyoruz. Selina'yı vuruyor. Bane'in timi Gordon ve Thomas Duke'u da esir alıyor. Derkeen, Bane de Batman'e gözüküyor.

Psycho-Pirate'a karşı, Selina'yı, Tiger'ı Gordon'u ve Duke'u teklif ediyor. Batman tabii ki reddediyor ve ikisinin köken hikayelerinin bir nevi karşılaştırmasını görüyoruz. Sonra savaşmaya başlıyorlar, Batman yenilmiş gibi yaparken aslında Selina'ya zaman kazandırıyormuş, bizimkileri salmış; Bird'ü, Zombie'yi Trogg'u tersten asıp üzerine de "I am Cat" yazmış çılgın kadın. (asdsdfghjkl) Bane de Arkham'a yol alıyor tabii.

Bane'i Maximillian Zeus karşılıyor. Bane Batman'e ulaşana kadar bir villain ordusuyla karşılaşıyor, Batman eğer Bane'i canlı getirirlerse onlara güzel şeyler vadetmiş. Alfred de Bruce'a köpürüyor, aklın yerinde mi sen diye. Ancak Bane yaklaşıyor, ve Batman'e ulaşıyor. Biz de son sayıya gidiyoruz.

Bane ve Batman'in final karşılaşması gerçekleşiyor, Bane Batman'e, onu bunun son olduğunu söylüyor. Batman de "Yıllar her gece bunu duyuyorum." diyor. Bane de "ama ölmedin çünkü seni kurtardılar değil mi?" diyor. Sonra işte tehditler geliyor, işte "senden sonra uşağını, polisi, Robin'lerini öldüreceğim"ler filan. Batman bayağı haşat olsa da "Ama unutuyorsun, Ben Batman'im" diyerek kalkıyor ve zaferi kazanan oluyor. Tabii bunlar olurken Batman'in bir anlamda ne olduğunun sorgulanmasını görüyor, I am Gotham hikayesine, Bruce'un ailesinin öldüğü geceye dönüyoruz.


Değerlendirme

Tom King Batman'ini sevenler ve sevmeyenler olarak ikiye ayrıldık resmen. Yer yer eleştirsem de ben seven taraftayım. Tom King neyi ne kadar vereceğini bilen bir yazar, yeri geldiğinde tam olarak fanboylara / fangirllere göz kırpıyor, yeri geldiğinde de istediği noktayı başarılı bir şekilde revize edebiliyor. Hatta bunu genellikle beraber yapıyor, aksiyonun dinamiğini kurabiliyor. Ancak tam da bu sebeplerden ötürü "aptalca" bulan da çok. (Kalbimi kırıyorsunuz gençler) Mesela bu kadar çok eski kötü cameosu yapmasını ticari kaygılarla yaptığını düşünenler var, aslında bunu kendisi de açıklamıştı: Kendisi zaten bir Batman hayranı olduğu için bir nevi yine kendisini tatmin ediyor, öte yandan da kankası Scott Snyder'la kapışıyor. (asdfghjk evet ben yine cıvımaya başladığıma göre asıl konumuza dönelim)

Bane ismi geçince pek çok kişinin beklentisi çok yükseliyor sanırım. Tom King, I am Suicide'da karakterizasyonu yapmaya başlamıştı, burada da son noktayı koymuş. Kökenini eğip bükerek Bruce'un bir farklı versiyonu haline getirmiş. "Sosyal faktörler"in insan üzerinde nasıl etkili olduğunu göstermiş. Klasik bir detaylandırma.

Bu beş sayı aslında oldukça doluydu. Direkt göndermeleri sayayım ben, (iki gönderme var ki onlara sonra geniş geniş değineceğim) 17. sayıda "Lower Gotham, Nolan Alley" ile Graham Nolan'a, "Arkham Asylum, Morrison Hall" ile Grant Morrison'a, "Arkham Asylum, McKean Clock Tower" ile Dave McKean'a gönderme vardı. 18. sayıda Bane ve Bruce'un kökenleri karşılaştırılırken, Bruce'un ağaç tekmeleme sahnesi birebir Year One'dan alınmıştı.

19. Sayıda Bane, Arkham'a giderken bir nevi kendi Arkham Asylum'unu yaşayacak diye düşündüm (A Serious House on Serious Earth'den bahsediyorum - ki 17. sayıda hem Grant Morrison'a hem Dave McKean'a gönderme yapılmış olması teorimi biraz destekliyor) Burası yeri değil çok dağıtmak istemiyorum ancak, en amiyane tabirle Arkham Asylum, iki durumu ele alıyordu. Birincisi, Batman bir bakıma kendi korkularını sorguluyordu, ikincisi Batman'in kendini bulmasını konu alıyordu; ya da şöyle söyleyeyim, en temel noktada Arkham'a ait olmaktan korkan Batman'in yaptıklarının akılcılığını sorguluyordu. Tımarhaneyi ele geçiren suçluların Batman'i yönlendirmesini baz alıyordu.

Bu bir noktada bizim arc'ımızın temeline bakıyor, tımarhaneyi devralan Batman'in, Bane'i yönlendirip "onu bulmasını" sağlıyor. İşte bu çok hoş bir ayrıntı. Bane, Batman'i sorguluyor, önceki hikayelere de göz kırparak "çevrendeki herkes öldü, ve senin ilk ölümün benim elimden olacak sonra sevdiğin herkesi öldüreceğimi ardından da bu şehri yakacağım" diyor. Bane'in mizantropist yönü öne çıkarılırken, Batman mitosunda oldukça aşina olduğumuz kelimeler olan, olmadığı "intikamcı" kimliğinden ve sağlamaya çalıştığı "adalet" gibi kavramlardan da uzaklaşıyor; sadece Gotham Girl'e yardım etmek istediği veriliyor. Yani bir nevi Bane, Batman'in bu kadar saf bir amaç doğrultusunda hareket etmesini sorguluyor.

Tabii Tom King kafasında sadece Batman'i saf olarak konumlandırmıyor, Bane'in altyapısını veriyordu. Şöyle ki, 19. sayıda Bane'i Maximillian Zeus karşılıyordu. Mutlaka fark etmişsinizdir, Dante Alighieri'nin, İlahi Komedya'sından bir kısmı seslendiriyordu:


Adettendir, İlahi Komedya'dan bahsedeyim biraz. Eser, alegorik yapıda, Dante'nin çıktığı yedi günlük bir yolculuğu ele alıyor. "Karanlık Orman"da ne yapacağını bilemeyen Dante'nin karşısına Vergilius çıkar ve Cehennem, Araf ve Cennet'e olan yolculuğu başlar. Bizi ilgilendiren kısımsa Maximillian'ın okuduğu kısım; Inferno (Cehennem)

“Through me you pass into the city of woe: 
Through me you pass into eternal pain: 
Through me among the people lost for aye.

Justice the founder of my fabric moved: 
To rear me was the task of Power divine, 
Supremest Wisdom, and primeval Love. 

Before me things create were none, save things 
Eternal, and eternal I endure. 
All hope abandon, ye who enter here.”

Bu kısım, Cehennem'in üçüncü kantosunda (Vestibule of Hell) yer alıyor, Türkçesi de şöyle (1):

“Buradan gidilir acılar kentine,
buradan gidilir bitmek bilmeyen acıya,
buradan gidilir yitmiş insanlar arasına.

Adalet yol gösterdi ulu rabbime,
kutsal güç, yüce bilgelik, ilk sevgi
yarattı beni.

Benden önce her şey sonsuzdu; 
sonsuza dek süreceğim ben de.
İçeri girenler, dışarıda bırakın her umudu.”

Sayının sonunda Maxie Zeus, kapanışı William Blake'in (Dante'nin İlahi Komedya'sına dair çalışmaları bulunan ressam ve şair) "Cennet ve Cehennemin Evliliği" ile yapmış:



Rintrah roars and shakes his fires in the burden'd air;
Hungry clouds swag on the deep

Once meek, and in a perilous path,
The just man kept his course along
The vale of death.
Roses are planted where thorns grow.
And on the barren heath
Sing the honey bees.

Then the perilous path was planted:
And a river, and a spring
On every cliff and tomb;
And on the bleached bones
Red clay brought forth.

Till the villain left the paths of ease,
To walk in perilous paths, and drive
The just man into barren climes.

Now the sneaking serpent walks
In mild humility.
And the just man rages in the wilds
Where lions roam.

Cennet ve Cehennemin Evliliği'nin Türkçesi (2):

Kükrer Rintrah ve savurur ateşlerini kasvetli havada,
Derinlerde sürüklenir aç bulutlar.

Uysaldı eskiden ve adil insan,
Tuttu ölüm vadisi boyunca
Tehlikeli bir patikanın yolunu.
Güller dikilir çalıların arasına,
Ve kıraç fundalıkta
Vızıldar bal arıları

O tehlikeli patika yapıldı sonra, 
Ve bir ırmak ve bir pınar
Her uçuruma, her mezara, 
Ve kızıl balçıkla sıvandı
Ağarmış kemiklerin üzeri.

Kötü adam terk edene dek kolaylığın patikalarını,
Tehlikeli yollarda yürümek ve sürmek uğruna
Çorak iklimlere adil insanı.

Az bulunur bir tevazuyla
Sinsice ilerliyor şimdi yılan
Ve aslanların dolaştığı diyarlarda
Öfkeden kuduruyor adil insan

Şimdi elimizde olan şeyler şunlar;

İlahi Komedya'da, "Karanlık Orman" aklın çelindiği ve ahlak kurallarının önemsenmediği bir dönemi simgeliyor, Yine İlahi Komedya'da, "Aslan" şiddeti simgeliyor. Bu doğrultuda Arkham Asylum, cehennem olarak niteleniyor (özellikle "İçeri girenler, dışarıda bırakın her umudu" bu bağlamda çok etkileyici - Dante'nin tasvir ettiği cehennemse katmanlardan oluşuyor) Bane'i de "Aslan" yani "Şiddet olarak ele almamız yanlış olmayacaktır.

Tabii Maxie Zeus'un,  William Blake'in eseriyle kapanış yapması, sadece Bane'i Aslan / Şiddet olarak görmemiz için değil, başka şeylere işaret edilmesi için de koyulmuş. Kitaptan bir alıntı yapmam durumu, benim yapamayacağım kadar açıklığa kavuşturacaktır:

"Karşıtlıklar yoksa ilerleme olmaz. Çekim ve  İtim, Akıl ve Enerji, Aşk ve Nefret, insan varoluşu için gereklidir. Bu karşıtlıklardan dinin 'iyi' ve 'kötü' dediği ortaya çıkar. İyi edilgendir, Akıl'a boyun eğer. Kötü, Enerji'den doğan ve etkin olandır. İyi Cennettir. Kötü Cehennem."

Batman akılcıdır, edilgendir (Blake'e göre "Arzu" kısıtlanınca insan edilgen hâle gelir - Batman edilgendir çünkü arzularını kısıtlamakta); yani iyidir. Oysa Bane şiddettir, dolayısıyla motivasyonu enerjiye dayalıdır. Enerji sonsuz hazdır (Burada şiddeti temsil eden Bane'e haz veren şeyin, güç olduğunu kabul edersek Venom da o hazzın dinamiklerinden oluveriyor bu denkleme göre)

Benim çıkarımlarıma göre bu iki eserin verilmesiyle, Tom King'in kafasındaki Batman evreninde, Batman ve Bane'in durumları konumlandırılmış, en nihayetinde de birbirinden bağımsız iki güç olamayacağı ortaya konmuş.

Toparlayacak olursak artık, I am Bane ilginç bir hikaye oldu. Batman'in kökenine yeniden göz gezdirdiğimiz, onun imkansızı gören değil de, kimsenin görmediği olanakları gören biri olduğunu, bu yüzden Batman olduğunu, niyetinde "salt" veya "saf" iyi olabildiğini gördük. Bane'e gelecek olursak, her ne kadar Bruce yaklaştırılsa da alt metinlerle karakterin hiç olmadığı kadar doldurulduğunu düşünüyorum. Yani bu arc, belki ilk okumada değil ancak üzerine düşününce gayet iyi bir hâl alıyor
Puan: 9 / 10

1)Burada not düşmek istediğim birkaç nokta var; Tabii ki bu çeviri bana ait değil. Ben yazıyı yazarken elimdeki kitaptan yararlandım; Oğlak Yayınları - Rekin Teksoy çevirisi. (Ayrıca Divine Comedy olarak okuduysanız fark etmişsinizdir, "Through me you pass into the city of woe(...)" bu kısım İtalyancadan İngilizceye çeviride bir takım varyasyonlar içeriyor. Konumuzla ilgili olaraksa, Tom King'in neden bunu aldığını bilemiyorum)

2) Cennet ve Cehennemin Evliliği, (The Marriage of Heaven and Hell, 1790) ben yine elimdeki kitaptan faydalandım. Yani Altıkırkbeş basımını kullandım. Ben yıllaar önce Kadıköy Akmar'da bir yerden almıştım, açıkçası yeni / güncel basımı ya da çevirisi var mı bilemiyorum. 

1 yorum:

  1. Ahh batmann. Kücükken oyun kasedim vardı ne cok severdim :) meraba bu arada blogunuzu takibr aldim banada beklerim :)

    YanıtlaSil

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^