10 Ağustos 2014 Pazar

4

Yeni Filmler Geldi

Selamlar herkese! Bugün size bir kaç film tanıtımı yapacağım. Keyifle okumanız dileğiyle^^

We Are The Millers 
We Are The Millers 2013 yapımı, R. Marshall Thurber'in yönetmenliğinde çekilmiş komedi türünde bir film. Friends'den ve bir çok yapımdan tanıdığımız Jennifer Anniston (ki kendisini çok severim), It's Always Sunny In Philadelphia'da rol almış Jason Sudeikis, American Horror Story: Coven'de oynamış Emma Roberts ve Narnia Günlükleri: Şafak Yıldızının Yolculuğu'nda rol almış Will Poulter rol dağıtımında yer almaktalar. Filmin konusu ise şöyle:
David uyuşturucu satıcısıdır ve kendi halinde yaşamaktadır. Ancak bir gün David'in uyuşturucuları çalınır ve Brad'e olan borcunu ödemesi gerekmektedir. Bunun üzerine Brad David'e uyuşturucu kaçakçılığı yapması karşılığında borcunun silineceğini söyler. (Üstüne para bile alacak hatta :D) Sorun şu ki Meksika'dan getirilecek olan uyuşturucunun sınırdan geçmesi David için imkansızdır. Bunun üzerine çılgımca bir plan yapar David, sahte bir aile kuracaktır. Yolculuk bittiğinde paralarını ödeyecek ve hepsinden kurtulacaktır. Peki plan böyle sorunsuz işleyecek midir?
We're The Millers Jennifer Aniston'dan dolayı sinemasına gitmek istediğim bir filmdi. Ancak gerek zaman sıkıntısından gerek arkadaşlarımın bu filme gitmek istememesinden dolayı nasip olmadı. Ancak iyiki gitmemişim. Film, yoğun zamanlarınızda kafanızı dağıtmak için izleyeceğiniz türden bir film ve gerçekten etkili^^ Kafa dağıtmak için birebir, çerezlik diye tabir ettiğimiz türden. İzlemenizi öneririm. IMDb'den 7,1/10 almış, bende 7/10 vermiştim. Keyifli seyirler! 

Hachi: A Dog's Tale 
2009 yapımı, Lasse Hallström'ün yönettiği drama türünde çekilmiş bir film. Başrolünde Richard Gere'ın oynadığı buharika film, IMDb Top 250'de 190. sırada yer edinmiş. 
Konusu şöyle: Profesör Parker Wilson (Richard Gere) tren istasyonunda Japon kökenli bir köpek türü olan Akita İnu cinsi köpeği sahiplenir. Eşinden sert tepkiler gören Profesör Parker köpeğe bakmaya devam eder ve aralarında çok özel bir bağ oluşur. Hachi kısa zamanda kendisini aileye sevdirir. Hachi zamanla sahibi Parker'ı işine gitmek için kullandığı metroya bırakmaya başlar. Bu hergün böyle sürer. Bir gün işinden eve dönen Parker, Hachi'yi metroda kendisini beklerken bulur! Artık Hachi, sahibi hergün metroya götürüp getirmeye başlar. Film aşşkı anlatmıyor yada klişe kahraman köpek hikayesini konu almıyor. Sadakatin ne denli güzel bir şey olduğunu konu alıyor. Burası  spoiler olabilir ama yazmadan duramazdım: Parker bir gün okulda kalp krizi geçirerek ölür ve Hachi metroya gittiğinde sahibini bulamaz. O günden sonra Hachi sahibin gelip onu alacağı umuduyla 9 yıl boyunca metro istasyonunda bekler. 
Hayvan sever olarak ben, kendime bu filmi bu kadar geç izlediğim için çok kızıyorum. Gerçek bir hikayeyi konu alan bu filmde göz yaşlarınızı tutamıyorsunuz. İzlerken dağılıyorsunuz, koca koca adamları gördüm ben, filmi izlerken ağladığını saklayan. İnsanın aklına nice dostluklar geliyor,  acaba bu kadar gerçek mi? İnsanlar bir köpek kadar olabilir mi? Gerçek bir sevginin hikayesi anlatılıyor, biz gerçek bir sevgiye sahip miyiz diye soruyorsunuz kendinize. Buyrunuz Based On True Story. 


The Man From Earth 
2007 yapımı, yönetmenliğini Richard Schenkman'ın yaptığı Bilim Kurgu türünde çekilmiş bir film. Film 12 Angry Men gibi tek odada geçiyor. Baş rolünde yani John Oldman'ı David Lee Smith oynuyor. 
Konusu ise şöyle: John Oldman üniversitede başarılı bir profesördür. John ortada hiçbir neden yokken aniden istifa eder ve taşınmaya karar verir. Veda etmeye evine gelen arkadaşları neden ayrıldığını öğrenmek için ısrar ederler. Önceleri pek bir şey belli etmez Oldman ancak daha sonraları anlatmaya başlar. 14.000 yaşında olduğunu iddia eder John ve 35 yaşından bu yana hiç yaşlanmadığını! Odadaki bilim arkadaşları inanmazlar ve soruları derinleştirirler. John'un iddiasını yanlış çıkartamazlar. Vakit tarihi 1. ağızdan dinleme vaktidir! 
Çok güzel bir senaryo ile tek odada ve az bütçeyle nasıl harika bir film çıkarılabileceğinin katıksız örneğidir bu film. Bir grup akademisyen arkadaşın yaptığı felsefeyi dört kulağınızla dinliyorsunuz! (Tabi meraklısıysanız gibi bir faktör de var^^) 
Tekrar tekrar izlediğim filmlerden ve insanı kültür yönüyle olumlu etkiliyor. Bilmediğiniz şeyleri duyuyorsunuz, bununla ilgili yorumları dinliyorsunuz. Filmi ilzerken şunu da sorun şunu da sorun diyebilirsiniz^^ Yani ufkunuzu genişletir, zihninizi açar, öğrenme isteği katar, dolu dolu bir 87 dakika geçirirsiniz. Son olarak IMDb'de 8/10 almış. Hadi, keyifli seyirler!^^ 

4 yorum:

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^