28 Ocak 2017 Cumartesi

0

Çizgi Roman Okumak 2: Nahoş Durumlar

Merhabalar! Nasılsınız efendim? Umarım iyisinizdir. Bugün yine, çizgi romanla alakalı ancak spesifik bir durumdan bahsedeceğim. (Evet bu başlığı buldum ya bundan sonra her şeye bunu atarım asdfgh) Cuma günü pek de hoş olmayan bir durumla karşılaştım ondan bahsedeceğim. Ancak olaya gelmeden önce biraz nasıl bir çizgi roman okuru olduğumdan bahsetmem icap eder.



Şimdi ben DC'de güncel bir okuyucuyum. Yani DC'nin okunması gereken eserlerinin pek çoğunu okudum veya okuyamamışsam da araştırıp öğrendim. Dolayısıyla Türkiye'deki çizgi roman okurlarının büyük çoğunluğu gibi bu okumaları İngilizce yaptım ve yapıyorum. Haliyle çizgi roman biriktiren (koleksiyon lafını edebilecek düzeyde değilim henüz :') ehe) insanların çoğunluğu gibi abim ve ben de çizgi romanlarımızın genelini İngilizce edinmişiz. Bunun sebepleri var tabii, ancak ona ayrı bir yazı yazacağımdan burada bırakıyorum. (Hadi ufak bir ipucu vereyim Sandman'in eksik bir cildini malum yerlere sormuştuk ve çıkarılan fiyatlar öyle uçuktu ki direkt İngilizce'sine sahip olabileceğiniz karanlık dönemlerdi.)

Bununla birlikte çizgi romanın Türkçe'sine yüz çeviren bir okuyucu değilim. Örneğin "Amaaan, Batman: Year One elimde var zaten neden Türkçe edisyonuna para vereyim ki?" demiyor, gidip güzel güzel Türkçe'sini de satın alıyorum. Ha bu arada, ilk açıldığı zamandan beri de Büyülü Dükkan müşterisiyiz. (Evet abim ve ben)

Ancak son dönemde internetten sipariş etmek de çok mantıklı gelmeye başladı. Yani her zaman Kadıköy'e gitmek durumunda olmuyorum. Evin yakınında üç tane D&R var. İkisi on dakika diğeri ise 20 dakika uzaklıkta. Bazen yürüme bile gidip geldiğim dönemler oluyordu. Ancak bildiğiniz bu durumdan ikrah ettim.

Çünkü aradığım çizgi romanların ancak bir iki kopyasını görüyordum (Ha yok, Marvel'lardan boy boy koyuyorlar.) onlar da çoğunlukla hasarlı oluyordu. Üstelik son gidişimde (lokasyon da vereyim, Buyaka ve Meydan D&R) bildiğiniz sinir krizi geçirdim. Çizgi romanları öyle bir koymuşlar ki, hepsi birbirinin üzerinde. Kapakları kırılmış, çizilmiş, sayfalar ayrı alemde. Üstelik son on gündür hastalıktan yataktan kalkamadığım için internetten sipariş vereyim dedim.

Bu doğrultuda zaten yıllardır kitap sipariş ettiğim İdefix ve Kitapyurdu'nu kullandım. İkisi de önceki siparişleri düzgün getirdiler. Hangi çizgi romanı hangisinden aldığımı hatırlamıyorum ancak gözüme batan bir hasar filan olmamıştı.

Bilmem kaç gün önce Kitapyurdu'ndan birkaç kitap ve JBCYayıncılık'tan çıkan Gotham Kapıları'nı (Gates of Gotham) aldım. Kitaplar bulundu ancak çizgi romanın bulunması epey sürdü. Anlam veremedim çünkü bulunamayacak bir çizgi roman değil.

Neyse ki Cuma günü kargo geldi. Ben de hemencecik eve geçtim tabii. Gittim bir de ne göreyim! Kitaplar muhteşem gelmese de sıkıntı yaratacak bir durumu yok, ancak Gotham Kapıları fecaat. Ters basım yollanmış. Hadi yine buna bir şey demem ancak o kadar hasarlı ki... Kapak kırış kırış, sayfalar koptu kopacak. Bir hayal kırıklığı yaşadım haliyle.



Açıkçası Kitapyurdu'na mail atmak falan istemedim. Çünkü gerçekten bununla uğraşacak gücüm yok. Hastalıktan geberiyorum :') Hatta dün tivitıra attım fotoğrafı, birkaç arkadaş yaz filan dediler ancak dediğim gibi uğraşacak halim yok. Gider yenisini alırım benim için çok problem değil. Değil de bugün yine çizgi roman okuyucusu koca yürekli bir arkadaşım "Kitapyurdu'na mail atmayacaksan bari JBC'ye at, eğer daha fazla hatalı basım varsa başka insanlara gitmesin" dedi.

Bana da çok mantıklı geldi. Sonuçta JBC'nin okuyucusuyla olan sıcak iletişimi belli.

Instagram'dan JBC'ye yukarıdaki görseli attım ve "Sizce de bir şeyler ters değil mi^^" yazdım. Ne eksik ne fazla. Cevap gelmedi. Gerçi henüz görmediler de. Cevap verselerdi detay verecektim. Gerçi, bilemiyorum Instagram'dan bunu yazmak ne kadar doğru, belki mail atsaydım veya Twitter'dan iletseydim daha sağlıklı olabilirdi, ancak şu anlık durum bu. Cevap verirseler editlerim burayı.

Şimdi diyeceksiniz ki "o kadar 'uğraşamam' dedin durdun, şimdi niye burada roman yazıyorsun?" Bunun iki sebebi var. Birincisi, JBC gerçekten sevdiğim, yakınlık duyduğum (Son olaylara karşı tutumları muhteşem zaten) bir yayınevi. Bu doğrultuda çok insana JBC'yi önerdim, çok mecrada (En yakın örneği şu mesela) "gidin alın" diye bahsini ettim, çok kişiye JBC çizgi romanı hediye ettim. Hatta bu blogdaki ilk çizgi roman yazısı bile Batman: Noel'in JBC edisyonunu anlattığım bir yazıydı. Yine çok kişiyi internetten kitap almaya yönelttim. Haliyle bir sorumluluk hissiyatı duydum, eğer iyi tecrübeleri aktarıyorsam bunu da aktarmalıyım diye düşündüm.

İkincisi ise üstteki paragrafla direkt bağlantılı. Beni uyaran arkadaşın dediği durum, eğer başkası alacaksa, benim yaşadığım tecrübe budur. Ben söyleyeyim de ^.^ Evet, galiba JBC cevap verseydi ya da görseydi büyük ihtimalle bu yazıyı yazmazdım. Çünkü müdahale ederlerdi diye düşünüyorum. (Ha, bundan kast ettiğim de bana yeni bir kopya yollamaları filan değil. Yanlış anlaşılmasın. Ben zaten bu kitabı çooook zaman önce okumuştum)

Ps: Hastalığım mı? Valla son on günde çöktüm. Ağır grip oldum, migren atağı geçirdim. Sanırım aldığım antibiyotik ve zibilyon ilaçtan mütevellit böbreklerim de "ben buradayım" diyor. Ayh, on günde eskidim bildiğiniz.

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^