17 Temmuz 2016 Pazar

0

Söyleyecek Birkaç Şeyim Var

Normalde, blogumda herhangi bir siyasi içerikli bir yazı paylaşmam. Bu da siyasi içerikli bir yazı olmayacak zaten. Sadece üzerine konuşmak istediğim yani gözlemlediğim birkaç şey var.

Bu satıra geçtiyseniz büyük ihtimalle ne söyleyeceğimi merak ediyorsunuz ve bundan sonrasını da okuyacaksınız. Öncelikle beni anlamanız için birazcık kendimden bahsedeyim. Ben -Hatice Hayal- herhangi bir gruba bağlı olmayan bir insanım. Eğer beni reelden tanımıyorsanız (gerçi reelden tanıyanlar için de geçerli bu durum) hangi tarafa yakın olduğumu pek de kestiremeyebilirsiniz. Çünkü herhangi bir taraftan yol almaya çalışan bir insan değil, fikirlerin doğruluğu yanlışlığı üzerinden gitmeye çalışan bir insanım. Kendimce tabii. Yani bir masada (aklıma ilk gelen örnek bu oldu şu an, konu genişletilebilir) sağ tarafı savunuyorken başka bir meselede sol tarafı savunabilirim. Dediğim gibi olaylar ve fikirler üzerinden -yine kendimce- objektif olmaya çalışıyorum. Her taraftan görmek istiyorum meseleleri. Çünkü herkes kendince haklı ve karşı taraf için haksız. Böyle böyle gruplaşmadık mı zaten? Hatta sanırım bu durumu biraz abartıyorum. Bir keresinde "Ya senin dini inancın ne? Bir türlü kestiremiyorum" gibi bir tepki almıştım. Tabii sınırların bu kadar flulaşması iyi mi tartışılır. Aslında flulaşan bir şey yok, kendimi bir yere hapsetmemeye çalışıyorum diyeyim. 


Bu yazıyı yazma kararı aldım çünkü korna sesleri sanki evin içinde çalınıyormuş gibi. Ve son bir şey söyleyeyim: Darbeye sonuna kadar karşıyım.

Bir keresinde İncil'de, "Tanrıya, iyi olduğu için şükredin." minvalinde bir şey okumuştum. Öyle bir noktaya geldik ki, artık insanlara iyi oldukları için minnettar oluyoruz. Sanki öyle olması gerekmiyormuş gibi. Bunun farklı bir versiyonunu da artık hayatımıza yerleştirdik: Olaysız geçen bir gün olduğunda şükrediyoruz.

Bu sabah uyandığınızda ne hissettiniz? Pek iyi şeyler olmadığına eminim. Artık patlamaların normalleştiği bir dönemde yaşıyoruz. Plan yaparken "Ay canım avm'ye gitmesek mi malum olaylar" diyerek bu durumu stabilleştirdik. Gerçi demeyip ne yapacağız? Ama dün gece öyle bir şey oldu ki, eminim herkes sarsıldı. "Darbe" kelimesinin insanları bir an olsun donuklaştırdığına şahidim.


Ben ve benim neslim, darbeyi bilmiyoruz. Ancak bizden bir önceki nesil bunu yaşadı. Ve ne kadar korkunç bir tecrübe olduğunu onların bize aktardıklarından biliyoruz. Dün gece bununla burun buruna geldik. Anlam veremedik. Gerçek mi değil mi bilemedik. Koreli mektup arkadaşım bana ne olduğunu sordu. Ne cevap versem bilemedim. Çünkü ortada ne olduğunu ben bu ülkenin vatandaşı olduğum halde idrak edemedim.

Yazının asıl konusuna gelmek istiyorum. Dikkatimi çeken bir kaç unsur var.

İlki, yaşanan atmosferin korkutuculuğu. Ankara'da feci şeyler yaşandı. Bombalar falan. Keza burada da çok ciddi olaylar oldu. En basitinden (nasıl basit olacaksa) Moda'da olanları buna örnek verebilirim. Ya bu kadar şey oluyor, insanlar korkuyor -haklı olarak- ancak şaşırmıyor. Ciddi anlamda bu böyle. Darbeden medet uman bile vardı. (Bunu görmek için bir adet sosyal medya hesabınızın olması yeterli). Merak ettiğim biz nasıl böyle bir psikolojiye girdik?

İkincisi, halk çok fena galeyana geldi. Şu an bile dışarıda silahlar sıkılıyor ve "Her şey vatan için" nidaları atılıyor. Ya hu, şaşırıyorum. Gezi döneminde sırf eyleme sempati gösteren insanlara bile müthiş bir ötekileştirme hareketi gösterilirken, bu nasıl bu kadar normalleşti? Bakın gerçekten siyasi bir olayı kast etmiyorum şu anda: Bildiğiniz halk sokakta! Ve yapılan her türlü insanlık dışı eylem tolere edilmekte. Ya, 11 - 12 yaşında çocuklar demin bağırıyordu. Çok çok ilginç bir durum gerçekten.



Üçüncüsü, bu camilerden yapılan anonslar. Olağanüstü durumlarda sela ve ezan okunmasını anlıyorum. Buna bir şey dediğim de yok yanlış anlaşılmasın. İnsanlar bir şekilde bunu içselleştirmiş ve belki de rahatlatıcı bir olay olarak görüyorlar. Yine bir şey dediğim yok. Ancak işin manipülasyon kısmı var. Şöyle ki bazı camilerde okunan selalardan sonra bir takım anonslar yapılmakta. Bir örnek verecek olursam:

"Allahım İslamı hakim kıl" ve varyasyonları.

Dııııttt! Bakın bu çok ciddi bir manipülasyondur. Neden kötü bir şey mi diyeceksiniz. Belki bana göre, size göre yanlış olmayabilir. Ancak bu ülkede yaşayan farklı inanç ve -inançsızlık- sistemlerine mensup kişiler de var. Şimdi bana hoşgörüden falan bahsetmeyin çünkü ortada hoşgörü gösterecek bir mevzu yok. (Buna başka bir yazıda değinmek istiyorum) Aslında bunu bir örnekle açıklarsam daha faydalı olacak. Bir kilise düşünün dua vakitlerinde, ölüm ve düğün merasimlerinde güzel güzel çan çalıyor. Sonra böyle olağanüstü bir olay yaşıyorlar ve halkı güçlü tutmak adına çan çalma aralıkları sıklaşıyor. Bununla birlikte kilise korosu da faaliyet gösteriyor. Yine bir sıkıntı yok değil mi? Peki düzenli aralıklarla "Tanrım sen Hristiyanlığı hakim kıl" gibi anonslar yapılsa nasıl olur? Hem de sizin mahallenizde. Alacağı tepkiyi hayal etmek dahi istemiyorum. Şimdi bu durumda bu vatandaşlara da bu muamele yapılıyor. Ve eminim bu durum bu insanları rahatsız ediyordur. Yapılan diğer anonslara hiiç girmiyorum, neler olduğunu az çok biliyorsunuz. İnsanları gaza getirme olayı diyeyim yeter.

Dördüncüsü, çalan kornalara bir de Mehter Marşı ekleniyor gözlemlediğim kadarıyla. Eminim bu yapılan şey yapanların gözünde çok yüce. Ancak sizce de bu durum biraz çelişmiyor mu? Hani Türkiye Cumhuriyeti falan? Eee ne yani insanlar özünü hatırlamış hareketini bununla yapıyor diyebilirsiniz. Ancak büyük ihtimalle bir cümle önce söylediğim cevabı alırsınız. Demek istediğim, yapılan bu sokaklara dökülme mevzusu ciddi anlamda çelişkiye düşüyor. Bu Mehter Marşına tekbirler ekleniyor. Ya Haçlı Seferi değil bu, bir durun Allah aşkına!


Aslında benim sinirlendiğim şey, her haltta araya dini sokmak, efendime söyleyeyim dini pazar etmek. Oysa ki İslamın değerini işte bunlar düşürüyor. Twitterda da yazdım, üstteki paragrafları da buna ekleyeyim: Pratikte olmasa da teoride bunun ucu dini kullanmaya giriyor. Sonra 'İslamı kullanıyorlar, gerçek İslam bu değil' ekolüne bağlıyorsunuz. (Böyle söyleyince din düşmanı gibi gözüktüm, hayır, inançlı bir insanım.)

Şimdi, en can alıcı kısma geliyorum. Yapılan linçler. Fotoğraflara eminim denk gelmişsinizdir. Bir halk düşünün her defasında "Bizim milletimiz doğuştan asker" diye övünen ancak kendi askerini linç eden. İnsanımızın az - çok nasıl bir psikolojiye girdiğini tahmin edebiliyorum. Ancak bu bir bahane değil. Çünkü o gençlerin arasında bir tane bile suçsuz, sadece emredildiği için orada bulunan varsa bunun vebali asla ödenemez. Nasıl bu kadar kör olabiliriz? İnsan be o, nasıl böyle davranıldı?

Bu noktada dikkat çekmek istediğim ikinci bir noktaya geliyoruz: 'Asker' sıfatını bir çıkartın. Ne kalıyor geriye? -İnsan- Bir insan diğerine nasıl bu şekilde davranabilir? Nasıl bu kadar kolay zarar verebilir? Bu lince destek olan insanlar bizim arkadaşımız, komşumuz, çevremizdeler. Bu canilik potansiyeli nasıl bu kadar kolay ortaya çıkabildi? Gerçekten düşünmemiz gereken çok şey var.



Bazen aklıma geliyor, biz ne ara bir Orta Doğu ülkesine dönüştük diye. Tamam, hiçbir zaman bir Avrupa ülkesi olmadık ama bir Orta Doğu ülkesi de değildik. Şimdi ise... Bir yabancının gözünden kendimize bakıyorum da, durum hiç parlak değil.

Öyle bölündük, öyle gruplaştık ki, kimsenin diğerini dinlemeye tahammülü yok. Bu gruplara dahil olan herkes o kadar tekilleşti, o kadar birbirinin kopyası oldu ki, yaşanan her durumda verilen tepkiler, alınan cepheler, söylenen şeyler, hatta bakılan ayrıntılar bile aynılaştı. Yani bir takım şeyler başarıyla gerçekleşti.

Dün yaşanan olayı nasıl değerlendirirsiniz bilmiyorum. Neresinden tutsak elimizde kalıyor çünkü. Ancak bu olay bize o kadar çok şey gösterdi ki, gerçekten ders alınması gereken çok şey var.

Söylenecek çok şey var ancak benim gücüm yok. Şu satırları bile nasıl yazdığımı bilmiyorum. Ancak bildiğim bir şey varsa bu ülke ileriye gidecekse bunu gençler yapacak. Bunun için her daim açık fikirli olmalı, bir şeyi en ince noktasına kadar düşünmeliyiz. Yoksa bir arpa boyu yol bile alamayız.




0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^