17 Kasım 2012 Cumartesi

0

Sergüzeşt

Sami Paşazade Sezai'nin romanını yazıcam ama önce şu şarkıyı paylaşmayı borç bilirim:

İki gündür fena taktım bu şarkıya. Evet, Hwayoung'la da Hwayoung'suz da güzel. T-Ara'yı çok sevmezdim ama bu şarkıdan sonra sevdim. Tabi çabuk sönmezse :)
Geçelim kitabımıza (O değilde kitaplarla ilgili hiç yazmıyorum diye beni kitap okumayan biri sanmayın hehehe :D)


Sergüzeşt bu sene Edebiyat dersinde okumamız gereken kitaplardan biriydi. Tanzimat edebiyatı döneminde yazılmış eserlerden biri.
Konusu Çerkez bir kızın alınıp köle olarak getirilmesi. Bu kız daha çok küçükken alınıp getiriliyor, buraya gelince adına 'Dilber' deniyor. Küçük Dilber günden güne Türkçe'yi öğreniyor. Mustafa Efendi'nin evine köle olarak satılmıştır. Ancak ağır baskılara dayanamayan Dilber evden kaçıverir. Yorgun bir halde yakınlarda bir malikanenin kapısında bulunur. Evin hanımı Dilber'i dinler, ona yardım etmek ister, Dilber'i acımasız sahiplerinden satın almak ister ancak Dilber'in sahibi buna karşı çıkar ve kızı satmaz. Daha sonra Dilber bir esir  tüccarına satılır. Uzun bir süre bu esir tüccarının evinde kalır Dilber, burada müzikle tanışır. Ev işleri öğrenmeye başlar, terbiye verilerek değeri arttırılır. Bu tarz şeyleri öğrendikten sonra Asaf Paşa'nın evine satılır kızımız. Evin bir oğlu vardır, Celal Bey. Ressamdır ve görgülü biridir. Celal Bey, Dilber'i Kleopatra'ya benzetir. Bir gün Dilber'i kendisine modellik yapması için zorlar. Ona kötü elbiseler giydirerek resmini çizmeye başlar. Onuru kırılan Dilber için için ağlamaya başlar. Onun bu halini gören Celal Bey gitmesine izin verir. Aslında Celal Bey çoktan Dilber'e aşık olmuştur. Fazla sürmez, Dilber'de bu aşka karşılık verir. Bu olay Celal Bey'in annesinin şimşekleri üzerine çekmesine neden olur. Dilber yeniden satılıp evden uzaklaştırılır. "Bir esir kızı nasıl soylu bir aileye gelin olur" düşüncesi tekrar esir tüccarının eline düşmesine neden olmuştur. 
Dilber'in satıldığını öğrenen Celal Bey, deliye döner. Halbuki Dilber'le evlenme kararı almış, planlar yapmıştır. Celal Bey elinden geleni ardına koymaz, Dilber'i bulmayı aklına koymuştur. Celal Bey aklını kaçırıcak duruma gelmiştir ancak Dilber'i bulamaz, çünkü Dilber Mısır'a satılmıştır. Dilber ise Mısırlı bir zengine satılmış evde hapis tutuluyordur. Celal Bey'den ayrılmak Dilber'i çok mutsuz etmiştir. Tabi bu arada Mısır'da Cavher adında bir harem ağası vardır (harem ağası, anlayın işte nasıl biri olduğunu) Dilber'e tutulmuştur ve kaçış planı yapmıştır. Ancak bu kaçış planı fiyasko ile sonuçlanmıştır ve Cevher ölmüştür. 
Bu denli üzüntüye kapılan Dilber'de kendini Nil nehrine atarak özgürlüğüne kavuşmuştur. 

Gelelim benim düşüncelerime. Ben bu romanı okurken sıkıldım, yani Celal Bey'in sinir krizlerine girdikten sonrasında sıkıldım. Bir de saçma olan yerler vardı. Mesela Cevher'in ölümü bence saçmaydı. (Merdivenden düşerek ölüyor.) Onu geçtim o demir parmaklıkları nasıl elinle söküyosun sen hacım? Nasıl bir güç var sende? 
Ama genel güzeldi ona bir şey diyemeyeceğim.

Hadi hepiniz sağlıcakla kalın ^_^ 

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^