20 Ekim 2012 Cumartesi

0

Sadece...

Uyarı! Bu yazı kişiseldir. Sadece  deneme tarzında bir karalama hatta saçmalamadır...


Bugüne kadar -bildiğim kadarıyla- kimsenin kalbini kırmadım, kimseye çok yüzlü davranmadım. Evet çok yüzlü diyorum çünkü artık insanlar iki yüzlülük kavramını çoktan geçti, başka bir şeye dönüştü.  Ha, sevmediğim insana arama mesafe koymadım değil ama bana stres veren yanında olduğum zaman kendimi rahat hissetmediğim, tabiri caizse midemin kasıldığı, elimi ayağımı nereye koyucağımı bilmediğim, kelimelerimin boğazımda kaldığı insanlar... hani vardır ya, hiç bir neden olmasa bile yukarıda bahsettiğim şeyleri yaşarsınız, işte yanında böyle hissettiğim insanlar var... Ben de bu insanlardan kendimi uzak tutyorum fena mı? Aslında kimseyle bir derdim olmadı, kimseyle tartışmadım yada herhangi bir şey... Ama biliyorum, herhangi bir kavga olsa o insanlar beni bir kaşık su da boğmak ister. Öyle olmasa bile böyle hissediyorum...
Aslında benim güvenim azaldı, hem insanlara güvenim azaldı hemde -belkide- kendime olan güvenim azaldı... Çünkü bu tarz kişilerin arkadaşlarının bile arkasından konuştuklarını, yaptıklarını gördüm. Şimdi, gerçekten samimi olduğum insanlarla aramda asla bir sınır olamaz, onlar benim hayatımı beraber geçireceğim insanlar haline geldiler. Yukarıda bahsettiğim insanlar gibi değiller ve birbirimiz için yapamayacağımız şey yok sanırım... Umarım onlar da yukarıdakilere dönüşmez...  Eh, gerisini siz anladınız...


Dostluk sizin için ne ifade ediyor? Arkadaşım dediğiniz insanla beraber kuaföre, sinemaya, cafe'ye gitmeniz sizin dostluğunuzu mu gösterir?
Hayır hayır, benim dostluk arkadaşlık kavramım bu değil. Benim dostluk kavramım tam olarak şu; "Eğer bir insanla tamamiyle farklı olsanız bile kalplerinizi birbirinize yakın hissediyorsanız, birbirinizi olduğu gibi kabullenebiliyorsanız ve birlikte gülüyorsanız, birlikte gülebildiğiniz gibi birbirinizle kavga ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edebiliyorsanız, birbirinizi her türlü destekleyebiliyorsanız iyi bir dost olabilirsiniz..."
Evet evet, tam olarak bu...
Neyse, bunu sağlayamayıp, birbirinin arkasından bin bir dolap çevirenlere gelsin bu tanım.


Güçlü durmak üzerine... Aslında ben güçlü bir insanımdır, beni kolay kolay yıkmak öyle kolay değildir. (En azından şimdiye kadar böyleydi). Kararlarımında arkasında duran bir insanım, bu da güçlü olmanın bir göstergesidir bence... Ama bazen öyle bir oluyorum ki, çok fazla sinirlendiğim an dilim tutuluyor bir şey söyleyemiyorum. Bir şeyleri kırıp dökesim geliyor, eh bunuda yapamadığım için kesinlikle istemsiz olarak ağlıyorum. Hayır durduramıyorumda... Sonra başıma toplanıyolar daha çok uyuz oluyorum, daha çok sinirleniyorum, daha çok zırlıyorum. Az bi beni bana bırakın la!


Hayaller üzerine...
Biliyorsunuz, ben 96 doğumluyum ve lise 3 öğrencisiyim... (Hiçbir zaman yaşımı gizlemedim bu arada hehe :D)  Seneye üniversite sınavına giricem ve sabırsızlıkla beklediğim o üniversite öğrencilik yılları gelicek! Evet, bunun için heyecanlıyım, cidden!
Büşra'yla hayal kuruyoruz geçen gün... (Büşra, kız kardeş gibi büyüdüğüm kuzenim.) Çoook uzun zamandır ayrı eve çıkmanın hayalini kuran iki insanız zaten. İkimizde İstanbul'u hiçbir şehire değişmeyiz. Evet, burada doğduk büyüdük, belkide bundan dolayı. Neyse efenim, ikimizde burada bir üniversite kazanırsak direkt ayrı eve çıkıyoruz.
İkimizde arkadaşlarımızı çağırıcaz, alıcaz abur cuburumuzu açıcaz kore dizimizi oh miss...
Yeri gelicek 2 hafta geçse bile evi toplamıycaz. Yeri gelicek bulaşık yıkamamaktan mutfak kokucak plastik çatal -  kaşık kullanıcaz falan... (Söz konusu Büşra'yla bensek bunlar en olağan şeyler, teyzeciğim ordan cık cık yaparak kınamayın lütfen! aaaa :D :D)
Sonra mesleğimizi elimize aldığımızda Kore'ye tatile gidicez. Yurt dışı seyahatleri yapıcaz. (Kore'yi ayrı tuttum farkındaysanız :D)....
Sanırım güzel günler bizi bekliyor! En azından bu yönden bakarsak :D


Eh sanırım bugünlük bu kadar... Ara ara böyle saçmalıklarıma yer vericem...
Bir de hikaye yazmak istiyorum, sadece zevkine herhangi beklenti olmaksızın...
Hepinize iyi akşamlar efenim... :D



---Edit; Büşra yazıyı okuduktan sonra "kanka çok yakın bi' dostun sana kazık atmışta onun üzerine yazmışsın gibi duruyo" dedi.
Bende bayağı güldüm, öyle bir şey yok efenim. Sadece çevremi gözlemleyerek içimden gelenleri yazdım ^_^ Benim dostlarım bana öyle şeyler yapmaz..
Neyse yine çok konuştum sanırım ^_^  annyeong jeonmal :D kan-da! :)

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^